Ağlamak
Yeri geldiğinde içine akıtmak ,yanaklarından süzmek yeri geldiğinde..
Ağlamıyorum derken,
gözüme toz kaçtı derken bile
aslında utanmamak..
Bir parka oturup başını iki dizinin arasına almak..
Dilenci sanılmak,
kimsesiz sanılmak,
yalnız sanılmak..
Ağlamak..
Kalkmak sonra oradan, ağırdan yol almak..
Başını öne eğmek, adımlarını saymak..
Ve soğuğa yenik düşmemek için
kendine sarılmak..
Ağlamak işte;
Bir yanın hayata dönükken bir yanını kanatmak..
Bir yanını
yani hafiften sol tarafını,
hafiften canını,
hafiften yüreğini,
hafiften hayatı...
Ağlamak..
Sebepli sebepsiz,
bir parkta kimsesiz
ve olabildiğine sessiz..
Kararsız, anlamsız, aç susuz ve zamansız..
Karanlığa yazmak adını,
adını yıldızlara bağırmak..
Ağlamak..
Sonra hiçbir şey olmamış gibi yaşamak..
İnsanların aslında bunu anlamaması
ve "bu da ne yapıyor" bakışlarıyla sana bakması..
Kalkmak oturduğun yerden
hiçbir şey olmamış gibi yaşamak..
Ağlamak işte..
Yani hafiften bir tarafını kanatırken ;
Bir tarafınla hayata sarılmak....
(Alıntı... )
Kategorisi
Şiir
Benzer kategoriler
Biyografi | Eleştri | Anı | Gezi Yazısı | Roman İncelemesi | Makale | Deneme | Hikaye | Atatürk |
